ilker's profileİLKER YILMAZ' S SPACESPhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    December 28

    ödünç aldıklarım (arzu çetin)

     

     

    ****

    http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

     

     

     

    "Kozanın içi karanlık, zaman zaman hiç çıkış yokmuş gibi görünebilir.

    Aslında tırtıl artık kelebek oluyor.

    Duraklama artık özgürlüğe dönüşüyor.

    Derin değişim böyle bir şeydir işte.

    Hayatını şimdiye kadar yönetmiş olan içsel hükümetin yerine

    yeni bir rejim gelmiş gibi hissediyorsun.

    Bir ihtilal başladı.

    Yeni inançlar biçimleniyor.

    Dünyanın işleyişine dair yeni anlayışlar oluşuyor.

    Korkular serbest bırakılıyor ve aşılıyor.

    Kişisel özgünlüğe daha büyük bir adanmışlık gerçekleşiyor.

    Hayatımızın geçiş dönemleri

    her zaman en zengin dönemlerdir.

    Işığa doğru ilerliyorsun.

    Karanlıklar geçecek.

    Kelebek geliyor.

    Tırtıl ebediyen o kozada kalamaz.

    Vakti geldiğinde kelebek çıkmak zorunda.

    Doğanın saati senin saatinle paralel değildir."

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

          

     http://spaces.msn.com/members/arzucetin/
     

      

     

     

     

    Bilmezdim Sevgininde Bir Rengi Olduğunu 

    An olur, deli sevdamın suskunluğunu yüklenirim bir başıma.
    An olur, buluşur yüreklerimiz en masum sevda yollarında.
    Umut ki, bitivermiş daha yolun en başında...
    Ne yolumdasın ne yolsun sen bana...
    Bilmezdim ışıksız yollarda umuda kavuşmanın yorgunluğunu,
    Bilmezdim, umudun bir rengininde siyah olduğunu.

    Gece olur, en parlak yıldıza takılır dalar gözlerim...
    Gece olur, aniden kayar gider yokluğuna yıldızım.
    Gölgen ki, düşüvermiş kalbime..
    Ne yakınsın ne uzaksın sen bana.
    Bilmezdim hayalinin aynalarda da konuştuğunu...
    Bilmezdim, gözlerinin gökyüzünde de durduğunu.

    Gün olur, buz dağından kopan bir buz parçası kadar soğuk,
    Gün olur, ısıtır evrenimi güneşimin içime çizdiği ufuk...
    Sevgin ki, yakıvermiş ateşiyle,
    Ne sıcaksın ne soğuksun sen bana..
    Bilmezdim sevginin de ateşten bir gül olduğunu..
    Bilmezdim, gökkuşağınında çiçek gibi solduğunu.

    Mevsim olur, damarlarımda dolaşan kan cehennem sıcağında kavrulur.
    Mevsim olur, yüreğimde kopan fırtınalar kızgın çöllere savrulur.
    Şefkatin ki, sarıvermiş ruhumu...
    Ne ellerindeyim ne ellerimdesin sen bana
    Bilmezdim yağmurun suyuda hasretiyle kuruttuğunu,
    Bilmezdim, çölde gezinen yaralı bir ceylanı yüreğinden vurduğunu...

    Neşe olur kahkahalarla ağladığıma güler geçerim...
    Neşe olur, mutluluğu martıların sesinden dinlerim.
    Gülümseyiş ki, dönüvermiş hıçkırığa içimde...
    Ne yalansın ne doğrusun sen bana...
    Bilmezdim bir gülümseyişin kadehlerde gözyaşı sunduğunu.
    Bilmezdim, dudaklar gülümserken yüreğe kan dolduğunu.

    Son olur, ayrılık heceleri bir bir kıyıya vurur...
    Son olur, sözler biter şiirler nağme nağme konuşur.
    Adın ki şiir oluvermiş dudaklarımda,
    Ne aşkımsın ne canımsın sen bana.
    Bilmezdim her aldığım nefeste ölümü soluduğumu,
    Bilmezdim, canımsın dediğim minik kuşumun kafesinden kanatsız uçtuğunu...

     

      http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

     

     

     http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

     

     

     

     

     

    "...Bir kadını aglatırken çok dikkat edin, çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar!

    Kadın erkegin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle
    olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye başından da yaratılmadı.

    ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye;...kolun biraz altından
    korunsun diye....kalp hizasından SEViLSiN diye...

     


     

      

     http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

      

     

     

     

     Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli,


    Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
    Hüzün rengi almış saçlarının her teli
    Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
    Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
    Ne kadar değişmişsin ben görmiyeli

    Böyle mahsun kederli değildin eskiden
    Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
    Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
    Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
    Baygın kokusuna anılarla beraber giden
    Böyle mahsun kederli değildin eskiden

    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
    Ağlamaktan mı karardı gözlerin
    Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin

    şimdi neden yaşardı gözlerin
    Hasta mısın, yorgun musun nen var
    Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
    Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
    Taptaze,kar gibi beyaz
    Keder sana yakışmıyor gül biraz
    Arzular vardır bilirsin anlatılamaz...

     

    http://spaces.msn.com/members/arzucetin/

     

     

      

    Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip

    orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim.

    Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken...

    Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün...

    Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.

    Ama aslında bu kadar basitti işte; Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın." 

                                                                                                                               

     

     

     

     

    December 25

    ilker'in beğendikleri

     


     

     

                                                                                    

    Sıkı Tut Yüreğini


    Düşmek; bazen bir daha kalkamamaktır.

    Bazende, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmamaktır ruh için.Elbet beden düşecek toprağa tıpkı bir yaprak gibi.

    Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur.
    Ya düşen yürekse ve ruhumuzsa ne olur?

    Yaşamın pırıltılarında esir ettiğimiz sımsıkı tutamadığımız yüreğim ne olur,ah yürekler ne olur?

    Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere,birşeylerin ucunda olsa... Sımsıkı tut yüreğini ki tutundum diyebildiğin birşeyin olsun. Her insanın en çok aşina olduğu kadar bir o kadar uzak olduğu menzil değilmidir yüreğimiz ?

    Ne kadar ara verirse versin insan. birşeye ara vermemeli yüreğine onu hep sıkıca tutmalı ve tutunacak bir yer bir liman aradığında içinde bulmalı onu,
    coşturmalı değil mi çağlayanları?
    Açtırmalı tüm lalelezarları yüreğinde.
    Sıkı tut yüreğini hem de sımkısı kaçmasın .

    Niye sıkılıyoruz ki ?
    Neden hezeyanlar neden yüreğimizde med-cezirler ?
    Galiba tutamıyoruz/tutunamıyoruz, hiç bitmiyor yürek fırtınasıda ondan.
    Ne ümitler saklıyorum içimde ve de son nefese kadar saklayacağım ben.

    Ümit o ki; hiçbir çile ve zorluk ruhu yıpratmasın, yolundan alıkoymasın.

    Bedenimiz elbet eskir, pörsür. ya ümitlerimiz hayallerimiz ve tabi ki sıkı sıkı sardığımız, sarıldığımız yüreğimiz?

    Sıkı tut yüreğini;
    Çık onunla çimenler üzerine.
    Katıl sende hayallerindeki mavi turlara
    Savaş Don-Kişotlar gibi yeldeğirmenleriyle
    Dal seyrine sevgilinin gözlerinde maviyle tüllenen enginlere...
    Koş işte yüreğinle tut ellerinden, yürüt onu çocuklar gibi...
    Seherlerle uyan, yalvar Allah``a en güzel esmalarla ve içten dualarla.
    ilahi mesajlarla açılsın kalp barajların.
    Potansiyele dönüşsün içindeki tutkuların, arzuların...
    Dostlarla ol,dost ol herkese ve herşeye. Sevgiliyle ve en sevgiliyle muhabbetler et. Yüreğinin çare-i yeganesine hem dem ol.
    Mideni düşündüğün kadar onu da düşün, besle büyüt en lahuti manalarla.

    Yorgunluk ,dermansızlık belirir çok zaman.Düşünemez insan, farkedemez neyi kaybettiğini ve kaybederken neleri yitirdiğini...

    Ruhu sıkı tutmalı ki, düşmesin!
    Mühim olan o çünkü...
    Ve bir papatyanın düşen yaprakları sana ;
    düştüm,düşmedim der gibi :
    Ben seni tutuyorum düşmeyesin diye, sönmez ümitler dolduruyorum içine…
    Pörsümez sevinçler, dipdiri hayallerle...

    Nede olsa benim yüreğimsin yine de söküp atamam seni!
    Sıkıca tutarım düşürmem seni bir daha söz...
    Biliyorsun ben sensiz asla yapamam.

    Sımsıkı tut yüreğini ki; düŞmesin !

    Ve sımsıkı sar ki onu; fazla üşümesin...
    Turgay Şeren

    Sana Yazıyorum


    Seviyorum ben yazmayı. Takılıyorsun bir harfin, kelimenin, cümlenin peşine sokak sokak, kapı kapı dolaşıyorsun. Bazen dillere dolanıyorsun en güzel şarkılar gibi, bazen yüreklerde saklanıyorsun yitik sevdalar misali.

    Uzaktan el sallıyorum yavan sevdaya yazdıkça. Ölümü görüyorum, sen oluyor, beni çağırıyor. Gittikçe büyüyor adımlarım ve ben koşar adım sana geliyorum.

    Bazen, yüzünü göremediğim, sesini duyamadığım, elini tutamadığım, saçını öpüp okşayamadığım oluyorsun. Sevgi gibi, aşk gibi, özlem gibi…

    Hadi, sen toprağa düşen çiğ damlası ol, ben çiğ damlasını bağrına basan toprak! Usul usul gir bedenime, dindir susuzluğumu. Kıt kanaat kandır beni sana!

    Ahh, içtiğin her bardak suya karışan bir damla zehir olabilsem… Bulaşsam sana, kanına karışsam… Bedenindeki bütün hücrelere nüfuz etsem. Gözlerinde olsam, baktığın her yerde beni görsen, dilinde olsam, hep söylesen beni, nefes olsam içine çeksen beni. Parmağında mutluluk halkası olsam, baktıkça beni ansan, hep aklında olsam. Yüreğinde olsam. Hayatta kaldıkça seninle yaşasam.

    Birbirini tamamlayan renklerden olsam, kırmızıyla karışıp turuncu olan sarı, maviyle karışıp yeşil olan sarı gibi. Bende seninle karışsam, hayatında bambaşka bir renk olsam?

    Bazen de diyorum bir hediye kutusu olsam, kırmızı kurdeleyle sarılmış. Ama küçük bir kutu! Küçük ya, içine pek büyük bir şey sığmaz. Küçük ama şirin. Sana versem, hediye etsem yüreğimi?

    Katık olsan yalnızlığıma
    Işık olsan karanlığıma
    Renk olsan hayatıma
    Her günümde, her saatimde, her anımda
    Bir parça sen olsan
    Daha da çoğalsan
    Artırabilsem seni, biriktirebilsem
    Özlediğimde, istediğimde kullanabilsem
    Ya da tüm benliğimi sarsan
    Senin bir parçan olsam
    Olmadı mı?
    Peki;
    Küçülüp ufalsam, erisem
    Parça parça yok olsam, azalsam
    Sol tarafımdan bir parça artsa
    Sana kalsam?

    Kapıyı çalsam diyorum bir gün. Elimde ceketim, içimde sana verebileceklerim. Gelsem diyorum, ne dersin?

    Kadir çevrim

    Sevgi Nedir Mekansız

    Sevgi nedir mekansız
    Ben sevgi yemini ettim cevap geldi...

    Herkesin düsüncesini gercekten cok merak ediyorum, sizce sevgi nedir?

    Ben biseyler ararken cok hos bi yazi buldum, inanin okuyun ve herkes kendinden bir parca bulacaktir...

    Sevgi nedir?

    Burdaki sevgi türü, ask anlamindaki sevgi`dir. Ama Hayatta her seye sevgi duyulabilir. Ama en saf ve en masumca sevgilerden biri asktir...

    Sevgiye dair ne çok sey söylendi binlerce yildir, Ne çok sey yasadi insanoglu sevdaya dair. Garip olan su ki herkes kendi sevdasini yasadi
    Ve "sevgi" diye kendi yüregini tarif etti.

    Bugün bende bunu yapacagim. Yillarca sevdaya dair yazdigim misralarimda
    Hiç tariflemedigimi fark ettigim kendi sevdami anlatacagim, Kendi yüregime ayna tutacagim.

    "Gerçek sevdayi yasadin mi ki" diye sorma bana, Belkide bunu ancak hayata gözlerimi kaparken yanitlayacagim. Sadece bugün önüme; yüregimi, ruhumu, bedenimi ve aklimi koyup, Varolusumla yasayip yasatabilecegim kendi sevdamin hayalini kuracagim.

    Sevgi; Önce "ben" yerine önce "sen" diyebilmek Kendinden önce onu, onun mutlulugunu düsünebilmektir. Onun yaninda huzur bulmak, güven duymak,Her ne olursa olsun yaninda olacagini, seni sevecegini bilerek "kendin" olmaktir.

    Sevgi; Sevdiginin yüreginin güzelligine ve sevdasina inanmak Onu mutlu etmek ugruna zevkle emek etmektir. Sevdiginin gözlerinde kaybolmak
    Bedeninde bir olmaktir.

    Sevgi; Sevdigine saygi duymak Varligindan gurur duymaktir. Kahkaha kadar gözyasinida Sohbetler kadar sessizligide büyük bir zevkle paylasmaktir.

    Sevgi; Sadakat, vefa, bagliliktir, Sorumluluk, özveri, sevkattir.

    Sevgi; Anlayis, hosgörü, sabirdir.Tutku, cesaret, risktir.

    Sevgi; Bakmak, dokunmak, söylemektir. Yasatmak, yasamak, göze almaktir.

    Sevgi; Umuttur, soluktur, hayattir. Bir bedende bütün olmak, birlikte çogalmaktir.

    Sevgi; Yüreginle gülümseyebilmek, Insan olabilmektir.

    Günümüzde fütursuzca kullanilan sevgi sözcüklerini hak eden kisilere
    kullanmamiz ve hak ettigi degeri bulmamiz dilegiyle...Yüreginizden sevgi hiç ek.................. olmasin...
    Yusuf Şahin
     
     
     

    Kara Kaplı Defter


    SANA;

    Ellerimde geçmedi daha sensizlik izleri. Dokunamamak, okşayamamak nedir anlamazsın sen. Boş bedenler de hissettiklerinle avutmaya alışmışsın kendini. Ne gözlerinde canlanır sevdiğinde gördüğün mutluluk, ne de içine sığmayan, taşan heyecan… Boş gözlerle aval aval bakan, ya da baktığını zannedip senin gibi göremeyen çok eş var sana dışarıda. Koş, koş ve atıl kollarına! Hak ettiğin ihaneti, acıyı emin ol sana mutluluk duyarak yaşatacaklardır.

    Sende farkındasın hala için için beni yediğinin, kemirdiğinin. Her şeyin bu kadar hızlı olması bile açmadı gözümü. Ne gelebilirdi ki aklıma? Kesik bir çeşmenin altında musluktan damlayan damlalarla dolmayı bekliyordum, aktın içime bir anda oysa; şarıl şarıl… İçimi yakan, kavuran ateşi söndüren bir tat vardı sende. Bir serinlik… Yanmış, kavrulmuş bedenimin susuzluğu… Ürperten, tüylerimi diken diken eden günümün, gecemin içinde ruhumu okşayan, içimi sarıp sarmalayan huzur… Anne kuşun yavrusunu beslerken gösterdiği özen, şefkat…

    Kandım! Yalanlarına da doyurucu sevgine de; kandım! Elimi tuttuğunda yanan teninin sıcaklığına, dudaklarıma kondurduğun öpücüğün tadına, gözlerinde açtığın dünyana… Her şeyine kandım! ‘Çorak topraklar gibisin. İşlemeyi, verim almayı, ektiklerini büyütüp hasadın karşılığını almayı bilememişler.’ demiştin hatırlasana! Kuraklıktan şimdi ektiğin tohumlar yanıyor alev alev.

    Hep bir umudum vardı içimde. Sayende son dalımda kırıldı ve sen içimdeki o taptaze umudun kurumasına neden oldun.

    Kara kaplı defterin en başına yazdım adını. Yazmak da değil, kazıdım! Silinmesin istiyorum ömrüm boyunca; her gördüğümde, her baktığımda, her adını telaffuz ettiğimde öylesine ihtiyaç duyduğum, ama yanımda olmayan senin değerini daha iyi anlayayım diye.
    Kadir Çevrim
     


     

    Sonu Gelmedi


    Sonu gelmedi yalnızlığımın
    Tıpkı bitmek bitmeyen mevsimler gibi
    Hep başında hasret vardı adımın
    Doğarken takılan isimler gibi

    Yalnız bir kalp taşıdım ben bu bedende
    O da acı çekti onu sevende
    Bomboş bir hayatı yaşadım bende
    Varlığı gereksiz cisimler gibi

    Ne aşkımdan fayda gördüm ne de bilgimden
    Bir anlayan çıkmadı yüce sevgimden
    Çivilenmiş gibiyim sanki kalbimden
    Duvarlara asılan resimler gibi


    Ercümet Armutoğlu

    GİTTİN


    Gittin...
    Ben, arkandan sadece baktım.
    Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
    "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
    Gidersen sönecek içimdeki ateş
    ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
    Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi
    O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.
    Konuşamadım...

    Gittin...
    Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
    Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
    bacağımı bu kadar acı duymazdım.
    Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
    Ağlayamadım...

    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
    Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
    tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
    Anlatamadım...

    Gittin...
    Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
    Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
    Ürperdin yine biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
    Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
    Tutamadım.

    Gittin...
    Bir yıkım gibiydi gidişin
    Sen adım adım uzaklaşırken benden
    Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
    Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
    Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
    Kalkamadım...

    Gittin...
    Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
    Hazırdım gidişine,
    Kaçak zamanları yaşıyorduk
    Zaman bitecek ve sen gidecektin
    Bense, gidişinin ertesi günü
    Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
    Başlayamadım...

    Gittin...
    Bir şey söyledin mi giderken?
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?
    "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?
    Beynim öylesine uğulduyorduki.
    Duyamadım...

    Gittin...
    Nereye gittiğin önemli değildi
    Binlerce kilometre uzakta da olsan,
    iki metre ötemde de farketmiyordu.
    Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmalıydım senden,
    bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım.
    Kurtulamadım...

    Gittin...
    Unutulanların arasına katılmalıydım
    Anıları bir sandığa koyup
    hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
    Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    Yapamadım...

    Gittin...
    Bir okyanusun ortasında
    tek küreği kaybolmuş sandalda
    Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
    Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
    Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
    Bil ki; seni Unutamadım...